Bir manevi tazminat davasında, Yargıtay'ın yerel mahkeme kararını tazminatın türü (para yerine kınama) yönünden bozması, Hukuk Genel Kurulu tarafından neden 'hakimin takdir yetkisine müdahale' olarak görülmüştür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138074

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2017/4-1398 sayılı kararında bu durum, hakimin kanunla kendisine tanınan geniş takdir yetkisine bir müdahale olarak görülmüştür. Gerekçesi şudur: 818 sayılı BK m. 49/3 (ve 6098 sayılı TBK m. 58/2), kişilik hakkı ihlalinde manevi zararın nasıl giderileceği konusunda hakime bir dizi seçenek sunar (para ödenmesi, kınama kararı, bunun ilanı vb.). Kanun, bu seçenekler arasında bir hiyerarşi kurmamış, somut olayın özelliklerine göre en uygun giderim biçimini seçme yetkisini hakime bırakmıştır. Yerel mahkeme, somut olayı (davalının eyleminin niteliği, tarafların durumu vb.) değerlendirerek, manevi tatminin ancak parasal bir tazminatla sağlanabileceği ve diğer yolların yetersiz kalacağı kanaatine varmıştır. Bu, hakimin takdir yetkisini kullanmasıdır. Özel Daire'nin, 'para yerine kınama kararı verilmeliydi' diyerek bu kararı bozması, esasen yerel mahkemenin yerine geçerek yeniden bir takdirde bulunması anlamına gelmektedir. HGK, Yargıtay denetiminin, takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı ile sınırlı olması gerektiğini, hakimin yerine geçerek 'en uygun' yöntemin ne olduğuna karar veremeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle, tazminatın türünün seçimi konusundaki bozmayı, hakimin takdir alanına bir müdahale olarak nitelendirmiş ve direnme kararını uygun bulmuştur (URL: https://www.zulkufarslan.av.tr/manevi-zararin-para-disinda-yolla-tazmini/).