Hukuka aykırı arama nedeniyle elde edilen delillerin yargılamada kullanılamayacağı kuralına 'delil yasaklarının uzak etkisi' veya 'zehirli ağacın meyvesi' doktrini Türk hukukunda uygulanmakta mıdır? Metindeki YCGK kararı bu konuda bir ipucu veriyor mu?
Metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.11.2014 tarihli kararı, 'zehirli ağacın meyvesi' (fruit of the poisonous tree) doktrininin doğrudan uygulandığına dair açık bir ifade içermemekle birlikte, bu doktrinin ruhuna uygun bir yaklaşım sergilemektedir. Bu doktrin, hukuka aykırı bir delilden yola çıkılarak elde edilen diğer delillerin de (meyvelerin) hukuka aykırı ve geçersiz sayılmasını ifade eder. YCGK kararında, 'hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen arama işleminde elde edilen delilin ve buna ilişkin düzenlenen tutanağın' hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. Karar, bu hukuka aykırı delilden yola çıkılarak elde edilen ikincil delillerin akıbetini tartışmamaktadır. Ancak, kararın sonuç kısmında 'dosyadaki hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller değerlendirme dışı tutulduğunda ise sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı' belirtilerek, hukuka aykırı delilin kendisi ve doğrudan sonuçları (tutanak) kesin olarak dışlanmıştır. Türk hukukunda bu doktrin açıkça benimsenmemiş olup, Yargıtay kararlarında genellikle her delilin elde edilişindeki hukuka aykırılık ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Ancak bu karar, hukuka aykırı birincil delilin kesin surette kullanılamayacağını teyit ederek, dolaylı olarak bu doktrinin temel mantığına yaklaşmaktadır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/hukuka-aykiri-delillerde-yeni-karar).