Metinde, Yargıtay ve Danıştay üyeliği için süre sınırının kaldırılması ve yerine 'belirli bir tecrübe yılını esas alan' bir sistem getirilmesi önerilmektedir. Bu önerilen sistemin, mevcut süre sınırına ve yeniden seçilme tartışmalarına göre ne gibi avantajlar sağlayacağı savunulmaktadır?
Metinde yazar, bu önerinin çeşitli avantajlar sağlayacağını savunmaktadır: 1) Bağımsızlığı Güçlendirme: Üyeler, görev sürelerinin sonunda başka bir mahkemeye atanma veya yeniden seçilme gibi 'gelecek endişeleri' taşımayacakları için, tam bir bağımsızlık ve tarafsızlık içinde karar verebilirler. Emeklilik yaşına kadar görevde kalacaklarını bilmeleri, onları dış etkilere karşı daha dirençli hale getirir. 2) Tecrübeden Yararlanma: Belirli bir tecrübe ve liyakatle (örneğin 50-55 yaşlarında) seçilen üyeler, mesleki bilgi ve birikimlerinin zirvesindeyken yüksek yargıya katkı sağlarlar. Süre sınırı nedeniyle bu tecrübenin kaybedilmesinin önüne geçilir. 3) İçtihat İstikrarı: Üyelerin toplu olarak ve sık aralıklarla değişmemesi, içtihatlarda istikrarı ve öngörülebilirliği artırır. Bu, 'hukuki güvenlik' ilkesini güçlendirir. 4) Doğal Süre Sınırı: Belirli bir yaşta (örneğin 55) seçilme kuralı getirilmesi, üyenin zaten emeklilik yaşına (65) kadar en fazla 10 yıl görev yapacağı anlamına gelir. Bu, hem tecrübeden faydalanmayı sağlar hem de sistemin tamamen tıkanmasını önleyen doğal bir sirkülasyon yaratır. Yazar, bu sistemin 'yeniden seçilme' ihtimalinin yaratacağı bağımsızlık sorunlarını da ortadan kaldıracağını savunmaktadır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/yargitay-ve-danistay-uyeligi-sure-ile-sinirlendirilebilir-mi).