Bir ceza davasında, sanık ve müdafiinin yokluğunda, sesi ve görüntüsü değiştirilerek dinlenen bir gizli tanığın beyanı, Tanık Koruma Kanunu m. 9/8 uyarınca neden tek başına hükme esas alınamaz? Bu kuralın hukuki mantığı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138047

Bu kuralın temel nedeni, savunma hakkına getirilen kısıtlamayı telafi etmek ve olası bir adli hatayı önlemektir. Tanık Koruma Kanunu m. 5/1-b, tanığın kimliğinin gizlenmesi amacıyla 'duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan dinlenmesi ya da ses veya görüntüsünün değiştirilerek özel ortamda dinlenmesini' bir koruma tedbiri olarak düzenlemiştir. Bu tedbir uygulandığında, sanık ve müdafiinin, tanığı doğrudan sorgulama, onun tavır ve tepkilerini gözlemleme, beyanlarının güvenilirliğini ve tutarlılığını anında test etme gibi adil yargılanma hakkının temel unsurlarından (Anayasa m. 36, İHAS m. 6/3-d) mahrum kalması söz konusudur. Kanun koyucu, savunma hakkına getirilen bu önemli kısıtlamayı dengelemek amacıyla m. 9/8'i ihdas etmiştir. Bu madde, bu şekilde elde edilen ve savunmanın denetiminden yeterince geçmemiş olan bir tanık beyanının, tek ve belirleyici delil olarak bir mahkumiyete dayanak yapılmasını engelleyerek, maddi gerçeğe ulaşmada daha yüksek bir ispat standardı aramaktadır. Bu beyanın mutlaka, dosyada bulunan başka bağımsız ve güvenilir delillerle desteklenip doğrulanması şarttır. Bu, aynı zamanda 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin de somut bir yansımasıdır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/Gizli-Tanığın-Dinlenmesi-Prosedürü-ve-Delil-Kuvveti).