Bir ceza davasında mahkumiyet hükmünün 'yegane' veya 'belirleyici' delilinin, sanığın sorgulama imkanı bulamadığı bir tanığın ifadesi olması, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) içtihatlarına göre adil yargılanma hakkını ihlal eder mi? Metindeki İHAM kararlarına atıfla açıklayınız.
Evet, ihlal eder. Metinde, İHAM Büyük Dairesi'nin Al-Khawaja ve Tahery ile Schatschaschwili kararlarına atıf yapılarak bu ilke net bir şekilde ortaya konmuştur. İHAM'a göre, bir mahkumiyet kararı, tamamen veya belirleyici ölçüde, sanığın yargılamanın hiçbir aşamasında sorgulama ve beyanlarının doğruluğunu sınama imkanı bulamadığı bir tanığın ifadesine dayandırılamaz. Bu durum, savunma haklarının kısıtlanması anlamına gelir ve yargılamayı adil olmaktan çıkarır. İHAM, bu tür durumlarda sanığın karşılaştığı elverişsiz durumu telafi edecek yeterli usuli güvencelerin (örneğin, ifadenin güvenilirliğini destekleyen başka güçlü delillerin varlığı, tanığın neden sorgulanamadığına dair çok geçerli bir sebebin olması gibi) bulunup bulunmadığını inceler. Eğer bu tür telafi edici güvenceler yoksa ve mahkumiyetin temelini sanığın sorgulayamadığı bir tanık ifadesi oluşturuyorsa, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği kabul edilir. Metinde atıf yapılan Kostovski/Hollanda kararı da aynı ilkeyi benimsemektedir (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/Gizli-Tanığın-Dinlenmesi-Prosedürü-ve-Delil-Kuvveti).