'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesi bağlamında nasıl bir rol oynar? YCGK'nın 2013/9-610 E. sayılı kararında bu ilke nasıl uygulanmıştır?
'Şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi, bir ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi için suçun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte ispatlanması gerektiğini ifade eder. Hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesi bağlamında bu ilke şu şekilde rol oynar: Ceza muhakemesinde ispat, sadece 'hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş' delillerle yapılabilir (CMK m. 217/2). Eğer bir delil hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmişse, bu delil hükme esas alınamaz ve dosyadan çıkarılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/9-610 E. sayılı kararında da tam olarak bu yapılmıştır. Mahkeme, öncelikle arama işleminin hukuka aykırı olduğuna ve bu aramayla elde edilen delillerin (kaçak eşya vb.) kullanılamayacağına karar vermiştir. Sonrasında, geriye kalan delilleri değerlendirmiştir. Sanık suçlamaları kabul etmediği için, hukuka aykırı deliller dışarıda bırakıldığında, sanığın mahkumiyetine yetecek, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı başka bir delil kalmamıştır. Bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Yani, hukuka aykırı delil ayıklandıktan sonra kalan deliller mahkumiyet için yeterli bir kesinlik sağlamıyorsa, oluşan şüphe sanık lehine yorumlanarak beraat kararı verilir (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/hukuka-aykiri-delillerde-yeni-karar).