Ceza yargılamasında suçun hukuki niteliğinin sanık lehine değişmesi durumunda dahi ek savunma hakkı verilmesi gerektiği yönündeki görüş, CMK m. 226'nın mülga CMUK m. 258'den farkına dayandırılmaktadır. Bu fark nedir ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/261 E. sayılı kararı bu farkı nasıl yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137996

Mülga 1412 sayılı CMUK'nın 258. maddesinin son fıkrası, 'İddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun maddelerinde belirtilen cezadan daha az bir ceza verilmesini gerektiren hallerde sanık, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmez veya davetiye tebliğ edilemez ise bu maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz' hükmünü içeriyordu. Yani, lehe değişikliklerde sanık duruşmada değilse ek savunma hakkı verilmesi zorunlu değildi. Ancak, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesinde bu istisnaya yer verilmemiştir. CMK m. 226, lehe veya aleyhe bir ayrım yapmaksızın, suçun hukuki niteliği değiştiğinde sanığa savunmasını yapma imkanı tanınmasını zorunlu kılar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.06.2011 tarihli, 2010/261 E, 2011/141 K. sayılı kararında bu fark açıkça vurgulanmıştır. CGK, CMK'da bu istisnanın kaldırılmasının, yeni usul kanununda savunma hakkının daha da güçlendirilmesine yönelik yaklaşımın bir sonucu olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, iddianamede gösterilen suçtan daha az ceza verilmesini gerektiren hallerde bile sanığa mutlaka ek savunma hakkı tanınması gerektiğini, aksi durumun savunma hakkını kısıtlayan ve yasaya kesin aykırılık (mutlak bozma nedeni) oluşturan bir durum olduğunu kabul etmiştir (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/sucun-niteligi-sanik-lehine-degistiginde-ek-savunma-hakki-verilmeli-mi).