5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8. maddesi, gizli tanık beyanının delil kuvveti açısından ne gibi bir sınırlama getirmektedir? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/39 E. sayılı kararı bu hükmü nasıl yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137990

5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8. maddesi, aynı kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre hakkında koruma tedbiri uygulanan tanığın beyanının 'tek başına hükme esas teşkil edemeyeceğini' emredici bir şekilde düzenlemiştir. Kanunun 5/1-b bendinde sayılan tedbirler arasında tanığın 'duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan dinlenmesi ya da ses veya görüntüsünün değiştirilerek özel ortamda dinlenmesi' yer almaktadır. Dolayısıyla, sanık ve müdafiinin yokluğunda, sesi ve/veya görüntüsü değiştirilerek dinlenen bir gizli tanığın beyanı, mahkumiyet için 'yegane' veya 'belirleyici' delil olamaz. Bu beyanın mutlaka başka yan delillerle desteklenmesi ve doğrulanması gerekir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20.03.2017 tarihli, 2017/39 E. ve 2017/1157 K. sayılı kararı da bu hükmü birebir uygulamıştır. Kararda, dosya kapsamında mahkumiyet için başkaca delil elde edilememesi durumunda, sadece gizli tanık beyanlarına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, bu durumun kanunun emredici düzenlemesine aykırı olduğu belirtilerek, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararı bozulmuştur (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/Gizli-Tanığın-Dinlenmesi-Prosedürü-ve-Delil-Kuvveti).