Gizli tanığın savunma makamının yokluğunda, önceden hazırlanmış sorularla dinlenmesi usulü, 'silahların eşitliği' ve 'tanığı sorgulama hakkı' ilkeleri açısından neden yetersiz kabul edilmektedir? Anayasa Mahkemesi'nin Baran Karadağ kararındaki gerekçeleri açıklayınız.
Bu usul, Anayasa Mahkemesi'nin Baran Karadağ (2014/12906) kararında ve metinde belirtilen diğer içtihatlarda çeşitli nedenlerle yetersiz kabul edilmektedir: 1) Önceden Soru Hazırlamanın Yetersizliği: Savunma makamının, gizli tanığın ne yönde ifade vereceğini önceden bilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, önceden hazırlanan sorular, tanığın ifade sırasındaki çelişkili, tutarsız veya beklenmedik beyanlarını sorgulamak, güvenilirliğini test etmek için etkisiz kalır. Etkili bir sorgulama, 'eş zamanlı' ve tanığın cevaplarına göre şekillenen dinamik bir süreçtir. 2) Silahların Eşitliği İlkesinin İhlali: Savcılık makamı tanığın dinlendiği celsede hazır bulunurken, savunma makamının yokluğunda bu işlemin yapılması, iddia ve savunma makamları arasındaki dengeyi savunma aleyhine bozar. Savcılık tanığı doğrudan gözlemleyip soru sorabilirken, savunma bu imkandan mahrum kalır. 3) Tanığı Sorgulama Hakkının (Çapraz Sorgu) Zedelenmesi: Anayasa m. 36 ve İHAS m. 6/3-d ile güvence altına alınan tanığı sorgulama hakkı, sadece soru sormaktan ibaret değildir; aynı zamanda tanığın tavırlarını gözlemleme, beyanlarının inandırıcılığını ve samimiyetini test etme ve anlık olarak çelişkilerini ortaya çıkarma imkanını da içerir. Savunmanın yokluğunda yapılan dinleme, bu hakkın özünü zedeler. AYM'ye göre bu usul, savunma makamını, tanığın önyargılı veya güvenilmez olup olmadığını sınama imkanından yoksun bırakır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/Gizli-Tanığın-Dinlenmesi-Prosedürü-ve-Delil-Kuvveti).