Bilişim dolandırıcılığı suçunda, sadece banka hesabının veya kimlik bilgilerinin kullanılmış olması, o bilgilerin sahibi olan üçüncü kişinin mahkumiyeti için tek başına yeterli midir? Metinde alıntılanan Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 21.12.2022 tarihli kararı bu konuda hangi prensibi ortaya koymaktadır?
Hayır, tek başına yeterli değildir. Metinde, sırf kimlik veya hesap bilgilerinin kullanılmış olmasının mahkumiyet için yeterli olmadığı, kişinin suça iştirak kastının (müşterek fail veya yardım eden olarak) somut delillerle, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu, ceza hukukunun 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin ve kusur sorumluluğunun bir gereğidir. Alıntılanan Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 21.12.2022 tarihli, 2022/2386 E. ve 2022/20854 K. sayılı kararı da bu prensibi desteklemektedir. Anılan kararda, bir rehabilitasyon merkezinde diploması kullanılan fizyoterapistin, sahte belgelerin düzenlendiğini bildiğine veya suça iştirak ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı için beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Sanığın savunmasında, diplomasını sadece merkezin açılması için verdiğini, sahtecilikten haberdar olmadığını belirtmesi ve belgelerdeki imzaların ona ait olmadığının tespiti karşısında, Yargıtay, iştirak kastının ispatlanamadığı sonucuna varmıştır. Bu karar, bilişim dolandırıcılığında da uygulanması gereken bir ilkeyi ortaya koymaktadır: Bilgileri kullanılan kişinin suça katılım iradesi ve kastı ispatlanmadan, sadece objektif olarak bilgilerinin kullanılmasına dayanılarak mahkumiyet kararı verilemez (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/bilisim-sistemleri-üzerinden-gerceklestirilen-dolandiricilik-suclarinda-bilgileri-kullanilan-ucuncu-kisilerin-ceza-sorumlulugu).