Metinde, Yargıtay ve Danıştay üyeliğinin 12 yıl ile sınırlandırılmasının 'içtihat birliğinin sağlanamaması' sakıncasını doğuracağı ileri sürülmektedir. Bu argümanı 'hukuki belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri çerçevesinde açıklayınız.
Metinde ileri sürülen bu argümana göre, Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerin en temel görevlerinden biri, ülke genelinde hukuk kurallarının yeknesak (tek tip) uygulanmasını sağlamak ve bu yolla içtihat birliği oluşturmaktır. Bu içtihatlar, alt derece mahkemeleri için yol gösterici olduğu gibi, bireyler ve kurumlar için de hukuki birer öngörü kaynağıdır. 'Hukuki belirlilik' ilkesi, hukuk kurallarının açık, anlaşılır ve belirli olmasını gerektirirken, 'öngörülebilirlik' ilkesi bireylerin kendi eylemlerinin hukuki sonuçlarını önceden tahmin edebilmelerini ifade eder. Üyeliğin 12 yıl gibi bir süreyle sınırlandırılması ve üyelerin toplu olarak değişmesi, yüksek mahkeme heyetlerinde sık ve köklü değişikliklere yol açacaktır. Bu durum, yerleşik içtihatların istikrarını sarsabilir; yeni gelen heyetlerin benzer davalarda farklı sonuçlara ulaşma ihtimalini artırır. Sık değişen içtihatlar ise hem hukuki belirliliği zedeler hem de vatandaşların ve hukuk uygulayıcılarının yargı kararlarına olan güvenini ve hukuki öngörülebilirliği azaltır. Bu nedenle, süre sınırı içtihat birliği ve istikrarını tehdit ederek hukuki güvenlik ilkesine zarar verme potansiyeli taşır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/yargitay-ve-danistay-uyeligi-sure-ile-sinirlendirilabilir-mi).