15 yaşından küçük bir çocuğun, cebir, tehdit veya hile olmaksızın, kendi rızasıyla bir yabancının yanında kalması durumunda, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre hangi suç oluşur? Bu durumu 'çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' suçu (TCK m. 234/3) ile karşılaştırarak açıklayınız.
Metinde yer alan Yargıtay 14. Ceza Dairesi kararlarına (örn: Karar: 2015/11438, Karar: 2014/5668) göre, 15 yaşından küçük bir çocuğun hukuken geçerli bir rızası bulunmadığı kabul edilir. Bu nedenle, 15 yaşından küçük bir çocuğun, cebir, tehdit veya hile olmasa dahi, bir yabancı tarafından alıkonulması eylemi, TCK m. 234/3'te düzenlenen 'çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' suçunu değil, TCK m. 109/1 ve 109/3-f'de düzenlenen 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunun nitelikli halini oluşturur. Aradaki temel fark, çocuğun rızasının hukuki geçerliliğidir. TCK m. 234/3'ün uygulanabilmesi için, evi kendi rızasıyla terk eden çocuğun bu rızasının hukuken bir anlam ifade edebilmesi gerekir ki bu da genellikle 15 yaşından büyük çocuklar için söz konusudur. 15 yaşından küçüklerde ise rıza geçersiz sayıldığı için, eylem doğrudan daha ağır bir suç olan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur. Yargıtay, bu yaş grubundaki çocuğun rızasının eylemi hukuka uygun hale getirmeyeceğini ve failin bu suçtan cezalandırılması gerektiğini istikrarlı bir şekilde belirtmektedir (URL: https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cocugun-kacirilmasi-ve-alikonulmasi-sucu-cezasi-nedir.html).