Bir Yargıtay kararında (Yargıtay 1.CD 4.10.2005, E: 2005/369 K: 2005/2680), sanık Hüseyin'in eylemi neden 'yardım etme' sınırlarını aşarak 'doğrudan azmettirme' olarak nitelendirilmiştir? Karardaki olguları dikkate alarak açıklayınız.
Anılan Yargıtay kararında sanık Hüseyin, amcası olan diğer sanık Gazi'nin talebi üzerine, maktulü vuracak birini bulmuş (sanık Cuma), maktulü işyerinde Cuma'ya göstererek tanımasını sağlamış, meskun mahal dışına götürüp deneme atışı yaptırmış, tanınmaması için kıyafet temin etmiş, maktulün evini göstermiş ve eylem sırasında olay yerine yakın bir yerde bekleyerek Cuma'yı olay yerinden uzaklaştırmıştır. Bu eylemler, suçun işlenmesine sadece kolaylık sağlayan veya destek olan 'yardım etme' fiillerinin ötesine geçmektedir. Sanık Hüseyin, sadece bir araç temin etmemiş; suçun işlenmesi için planlamaya aktif olarak katılmış, faili bulmuş, hedefi göstermiş ve suçun icrası için gerekli hazırlıkları bizzat yönlendirmiştir. Bu durum, suçu işlemeye karar veren asıl fail Cuma üzerinde suç kararının alınması ve pekiştirilmesinde doğrudan bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle Yargıtay, eylemlerin suçun işlenmesine yardım sınırlarını aştığını ve TCK m. 38 kapsamında 'doğrudan azmettirme' suretiyle suça katılma niteliğinde olduğuna karar vermiştir (URL: https://kadimhukuk.com.tr/makale/suca-azmettirme-nedir-cezasi-tck-38/).