Bir yerel mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına direnirken, bozma kararının içeriğine ve gerekçelerine hiç değinmeden, sadece ilk kararının gerekçesini kopyalayıp yapıştırması, Anayasa'nın hangi ilkesinin ihlalidir?
Bu durum, öncelikle Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.' hükmünün, yani 'gerekçeli karar hakkının' açık bir ihlalidir. Direnme kararı da bir mahkeme kararıdır ve gerekçeli olmak zorundadır. Bu gerekçe, sadece ilk kararın neden doğru olduğunu değil, aynı zamanda Yargıtay'ın bozma kararındaki hukuki argümanların neden isabetsiz olduğunu da açıklamalıdır. Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma gerekçelerini hiç tartışmadan, onları yok sayarak sadece kendi ilk kararını tekrar etmesi, bir gerekçe sunmamak anlamına gelir. Bu durum, aynı zamanda hukuki dinlenilme hakkını (Anayasa m.36) ve yargılamanın şeffaflığı ilkesini de zedeler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu tür kararları 'gerekçesizlik' nedeniyle usulden bozmaktadır (YCGK, 09.10.2018, K. 2018/408) (sen.av.tr/tr/makale/direnme-kararlarinda-izlenecek-usul).