Yargıtay bozma kararında, yerel mahkeme kararının hem usulden hem de esastan bozulması durumunda, yerel mahkeme öncelikle hangi bozma nedenini ele almalıdır?
Yargıtay bir kararı hem usulden (örn. savunma hakkının kısıtlanması) hem de esastan (örn. delillerin yanlış değerlendirilmesi) bozduğunda, yerel mahkeme 'usulün esasa mukaddem (öncelikli) olması' ilkesi gereğince, öncelikle 'usule ilişkin' bozma nedenini ele almalı ve bu hukuka aykırılığı gidermelidir. Çünkü usule ilişkin eksiklikler, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engeller ve esasa ilişkin değerlendirmelerin de sakatlanmasına neden olabilir. Örneğin, mahkeme önce savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan usuli hatayı (örn. sanığa son sözü vermeme) gidermeli, yani tarafları yeniden dinlemeli, delilleri yeniden tartışmalıdır. Bu usuli eksiklik giderildikten sonra, esasa ilişkin bozma nedenlerini de dikkate alarak dosyanın esası hakkında yeni bir karar vermelidir. Sadece esasa ilişkin bozma nedenini dikkate alıp usuli hatayı gidermeden karar vermesi, yeni bir bozma nedeni oluşturur (sen.av.tr/tr/makale/direnme-kararlarinda-izlenecek-usul).