6100 sayılı HMK'da ihtiyati tedbir kararına uymamanın yaptırımı 'disiplin hapsi' olarak düzenlenmişken (m.398), bu kanun yürürlüğe girmeden önce HUMK döneminde bu fiilin yaptırımı neydi ve bu değişiklik ne anlama gelmektedir?
6100 sayılı HMK yürürlüğe girmeden önce, 1086 sayılı HUMK döneminde ihtiyati tedbir kararına uymama fiili, İcra ve İflas Kanunu'nun 343. maddesine yapılan atıfla 'tazyik hapsi' ile cezalandırılıyordu ve bu yargılamayı 'İcra Ceza Mahkemeleri' yapıyordu. Yani fiil, adli bir suç olarak görülüyordu. 6100 sayılı HMK m. 398 ise, bu fiili bir adli suç olmaktan çıkararak, bir muhakeme hukuku yaptırımı olan 'disiplin hapsi'ne dönüştürmüştür. Bu değişikliğin en önemli sonucu, görevli mahkemenin artık İcra Ceza Mahkemesi değil, tedbir kararını veren veya esas davaya bakan 'hukuk mahkemesi' (Asliye Hukuk, Ticaret vb.) olmasıdır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2017/1507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil için ceza mahkemesinde dava açılamaz; açılmışsa hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekir. Bu değişiklik, fiili 'suç' olmaktan çıkarıp, bir 'usuli yükümlülüğün ihlali' haline getirmiştir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-450-yururlukten-kaldirilan-hukumler.html).