Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/4691 K. sayılı kararında, karşı davaya karşı dava açılması (HMK m. 132/3 yasağı) durumunda, mahkemenin bu davalara birlikte bakmasının 'usul ekonomisi' gereği doğru bulunmasının nedenini, davalar arasındaki 'bağlantı' kavramıyla açıklayınız.
HMK m. 132/3, karşı davaya karşı dava açılmasını yasaklar. Normalde, bu yasağa rağmen açılan üçüncü davanın (kadının boşanma davası) tefrik edilmesi (ayrılması) gerekir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu kararda, tefrik kararının usul ekonomisine aykırı olacağı sonucuna varmıştır. Bunun nedeni, üç dava arasında da güçlü bir 'bağlantı' bulunmasıdır. İlk dava kadının tedbir nafakası, ikinci dava erkeğin karşı boşanma davası, üçüncü dava ise kadının boşanma ve ziynet alacağı davasıdır. Tüm bu davalar, aynı evlilik birliğinin sona ermesi ve buna bağlı fer'i sonuçlarla (nafaka, kusur, tazminat, ziynet) ilgilidir. Birindeki kusur tespiti, diğerindeki nafaka veya tazminat talebini doğrudan etkileyecektir. Eğer mahkeme üçüncü davayı ayırsa bile, davalar arasındaki bu sıkı bağlantı nedeniyle, ayrılan dosyanın diğeriyle 'birleştirilmesine' (HMK m.166) karar vermesi gerekecektir. Bu nedenle Yargıtay, baştan ayırıp sonra birleştirmek yerine, üç davanın birlikte görülerek tek bir kararla sonuçlandırılmasının 'usul ekonomisi' ilkesine daha uygun olduğuna ve sonucun bu nedenle doğru olduğuna karar vermiştir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-132-karsi-dava-acilabilmesinin-sartlari.html).