Bir öğretmenin, okula gitmediği günler için de ek ders ücreti alarak kamu kurumunu zarara uğrattığı iddiasıyla açılan bir dolandırıcılık davasında, okulda 'objektif bir kontrol mekanizmasının (örn. kartlı geçiş, parmak izi) olmaması' ve devam çizelgelerinin güvenilirliğinin şüpheli olması, suçun ispatı açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137352

Bu durum, suçun ispatı açısından ciddi bir zorluk yaratır ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanmasını gerektirebilir. Ceza yargılamasında mahkumiyet, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. Eğer bir okulda öğretmenlerin giriş-çıkış saatlerini veya okula gelip gelmediklerini objektif olarak tespit eden bir sistem yoksa ve elle tutulan devam çizelgelerinin de usulüne uygun ve eksiksiz tutulup tutulmadığı şüpheli ise, sanığın belirli günlerde okula gelmediğini kesin olarak ispatlamak zorlaşır. Diğer öğretmenlerin 'bazen gelmezdi' şeklindeki subjektif ve soyut tanıklıkları, tek başlarına mahkumiyet için yeterli değildir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2023/2363 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu tür durumlarda sanığın suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığından, atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerekebilir. Özellikle sanığın kurum zararını gidermiş olması da lehe bir durum olarak değerlendirilir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).