Kasten yaralama suçuna iştirak eden iki sanıktan birinin eylemi 'olası kastla yaralama', diğerininki ise 'taksirle yaralama' olarak nitelendirilebilir mi? Kastın derecesindeki bu farklılık, iştirak sorumluluğunu nasıl etkiler?
Bu durum, iştirak teorisindeki 'kastın derecesi' ve 'suçun niteliği' açısından karmaşık bir sorundur. İştirak, kasten işlenen bir suça ortak olmayı gerektirir. Taksirle işlenen suçlarda iştirak mümkün değildir. Olası kast da bir kast türü olduğu için, olası kastla işlenen bir suça iştirak teorik olarak mümkündür. Eğer iki sanık da birlikte suç işleme kararıyla hareket edip, birinin eylemi olası kastla yaralama (örn. kalabalığa ateş etme), diğerinin eylemi ise aynı olay içinde ama bağımsız bir dikkatsizlik sonucu taksirle yaralama (örn. kaçarken birine çarpma) olarak nitelendirilebilecekse, bu iki kişi arasında iştirak ilişkisi kurulamaz. Çünkü iştirak iradeleri ortak bir kasıtlı suça yönelik değildir. Herkes kendi fiilinden ve kusurundan (biri olası kast, diğeri taksir) sorumlu olur. Ancak, her iki sanık da aynı kasıtlı fiili (örn. birlikte ateş etme) icra ederken, birinin iradesi olası kast, diğerininki doğrudan kast olarak değerlendirilirse, her ikisi de neticeden müşterek fail olarak sorumlu tutulabilir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/olasi-kastla-suca-tesebbus-istirak-ve-haksiz-tahrik.html).