Bir otobüs firmasında çalışan sanığın, katılanı otobüsle taşıdıktan sonra, katılanın otobüste unuttuğu poşeti iade etmemesi eylemi, TCK m. 155/2'de düzenlenen 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını 'zilyetliğin devri' unsuru açısından açıklayınız.
Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/2012 K. sayılı kararına göre bu eylem, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu değil, TCK m. 160'taki kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf suçunu oluşturur. Aradaki temel fark, TCK m. 155'in uygulanabilmesi için malın 'zilyetliğinin devredilmiş' olması şartıdır. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda, fail, hizmet ilişkisi gereği kendisine muhafaza veya belirli bir şekilde kullanma amacıyla teslim edilen bir mal üzerinde, bu teslim amacına aykırı tasarrufta bulunur. Olayda ise yolcu, poşetini otobüs personeline teslim etmemiş, sadece koltuğunda unutmuştur. Yani, bir zilyetlik devri söz konusu değildir. Eşya, sahibinin denetiminden çıkarak 'kaybolmuş' statüsüne girmiştir. Sanıkların bu kaybolmuş eşyayı bulup sahiplenmesi, TCK m. 160'taki suçu oluşturur. Dolayısıyla, suçun vasfını belirleyen kilit unsur, zilyetliğin faile devredilip devredilmediğidir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).