Hukuk davalarında karşı dava açma hakkının, HMK'da cevap dilekçesi verme süresiyle (iki hafta) sınırlandırılmamasının ve yargılamanın ilerleyen aşamalarında da (karşı tarafın rızası veya ıslah yoluyla) açılabilmesinin temel gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137312

Karşı dava açma hakkının, cevap süresi gibi katı bir süreye bağlanmamasının temel gerekçesi, 'usul ekonomisi' ve 'hukuki dinlenilme hakkının' tam olarak sağlanmasıdır. Davalı, asıl davada yapılan yargılama ve ortaya çıkan yeni deliller sonucunda, başlangıçta öngörmediği bir karşı dava hakkının doğduğunu fark edebilir. Örneğin, davacının delil olarak sunduğu bir belgenin sahteliğinin anlaşılması üzerine, bu sahtelikten doğan zararının tazmini için karşı dava açma ihtiyacı duyabilir. Karşı dava hakkını katı bir süreyle sınırlamak, davalının bu hakkını kaybetmesine ve aynı konuyla bağlantılı bir talebi için yeni ve ayrı bir dava açmak zorunda kalmasına neden olurdu. Bu da hem mahkemelerin iş yükünü artırır hem de birbiriyle bağlantılı davaların ayrı ayrı görülerek çelişkili kararlar çıkması riskini doğururdu. Kanun koyucu, bu sakıncaları önlemek ve davaların tek bir dosyada, daha az masrafla ve daha hızlı çözülmesini sağlamak amacıyla karşı dava açma imkanını daha esnek tutmuştur (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-132-karsi-dava-acilabilmesinin-sartlari.html).