TCK m.158/1-e kapsamında bir kamu kurumunun zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan dolandırıcılık davasında, sanığın eylemiyle kurum zararı arasında 'illiyet (nedensellik) bağı'nın kurulamaması ne gibi sonuçlar doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137310

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, sanığın hileli eylemi ile mağdurun (kamu kurumunun) malvarlığında meydana gelen zarar arasında doğrudan bir illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır. Yani, zarar sanığın aldatıcı eyleminin bir sonucu olarak ortaya çıkmalıdır. Eğer zarar, sanığın eyleminden bağımsız olarak, kurumun kendi hatası, başka bir kişinin eylemi veya başka bir nedenden kaynaklanmışsa, illiyet bağı kesilmiş sayılır ve dolandırıcılık suçu oluşmaz. Örneğin, sanığın sunduğu belgeler hileli olsa bile, kurumun zararı bu belgelerden değil de, kendi iç sistemindeki bir arızadan veya başka bir görevlinin hatasından kaynaklanıyorsa, sanık bu zarardan sorumlu tutulamaz. Mahkemenin, zararın kaynağını ve sanığın hileli eyleminin bu zarara doğrudan neden olup olmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit etmesi gerekir. İlliyet bağının kurulamadığı durumlarda, suçun maddi unsuru eksik kalacağından sanığın beraatine karar verilmelidir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).