TCK m.302'de düzenlenen suçun oluşumu açısından 'nedensellik bağı' nasıl bir rol oynar? Bir kişinin yaptığı 'öz yönetim' çağrısının, daha sonra meydana gelen terör eylemleriyle ilişkilendirilerek bu suç kapsamında değerlendirilmesini, nedensellik bağı ve iştirak kuralları açısından analiz ediniz (CGK-K.2020/310).

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137307

TCK m.302'de, failin eylemi ile amaçlanan tehlikeli sonuç (ülkenin birliğini bozma tehlikesi) arasında bir 'nedensellik bağı' bulunmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/310 K. sayılı kararında tartıştığı gibi, bir kişinin yaptığı 'öz yönetim' çağrısı gibi bir açıklama, tek başına bu suçu oluşturmaz. Ancak bu açıklamanın, sonrasında meydana gelen somut ve vahim terör eylemleriyle (hendek kazma, silahlı çatışma vb.) arasında 'organik bir bütünlük' varsa, nedensellik bağı kurulabilir. Bu bağın kurulabilmesi için; çağrının zamanlaması, yapıldığı yer, örgütün bu yöndeki genel çağrıları, çağrıdan hemen sonra benzer eylemlerin başlaması ve sanığın örgüt içindeki konumu (örn. KCK Kent Meclisi üyesi olması) gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilir. Eğer çağrı, bu eylemleri tetikleyen, onlara zemin hazırlayan ve meşrulaştıran bir nitelikteyse, eylem ile netice arasında nedensellik bağı kurulmuş sayılır. Bu durumda failin sorumluluğu, eylem üzerindeki hakimiyetine göre 'müşterek faillik' (TCK m.37) veya 'yardım etme' (TCK m.39) kapsamında değerlendirilebilir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde.html).