İş mahkemesinde görülen bir davada, davacı vekilinin mazeret dilekçesi vermesine rağmen mahkemenin mazereti kabul etmeyerek dosyayı ikinci kez takipsiz bırakması ve davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi, HMK'nın hangi ilkelerine aykırılık teşkil eder?
Bu durum, HMK'da düzenlenen temel muhakeme ilkelerine aykırılık teşkil eder. Davacı vekilinin, başka bir mahkemedeki duruşmasıyla çakışması gibi 'geçerli bir özrü' bulunuyorsa, bu durum HMK m. 150/2 kapsamında değerlendirilmelidir. Mahkemenin, belgelendirilmiş veya belgelendirilebilecek haklı bir mazereti keyfi olarak reddetmesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'hak arama hürriyeti' ve 'adil yargılanma hakkı' ile HMK m. 27'de düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı'nı ihlal eder. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/7127 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, davacı vekilinin geçerli bir özrü olmasına rağmen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca, yargılamanın makul sürede ve düzenli yürütülmesini sağlamakla yükümlü olan hâkimin (HMK m.30), tarafların haklı mazeretlerini göz ardı ederek davayı sona erdirmesi, usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmaz (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-450-yururlukten-kaldirilan-hukumler.html).