Anayasa Mahkemesi'nin, Milletvekili Şerafettin Can Atalay başvurusunda verdiği 'hak ihlali' kararının, ilk derece mahkemesi tarafından 'AYM'nin yetkisini aştığı' gerekçesiyle uygulanmamasının, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü (m.11), mahkemelerin bağımsızlığı (m.138) ve AYM kararlarının kesinliği (m.153) ilkeleri açısından yarattığı anayasal krizi yorumlayınız.
Bu durum, Türk hukuk sisteminde benzeri görülmemiş bir anayasal kriz yaratmıştır. Anayasa'nın amir hükümleri şunlardır: 1) **AYM Kararlarının Kesinliği ve Bağlayıcılığı (m.153):** AYM kararları kesindir ve yasama, yürütme, yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bu ilke, AYM'nin bir kararının içeriği veya gerekçesi beğenilmese dahi, diğer yargı organları tarafından uygulanmasının zorunlu olduğunu ifade eder. 2) **Mahkemelerin Bağımsızlığı ve Kararlara Uyma Zorunluluğu (m.138):** Mahkemeler görevlerinde bağımsızdır ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Ancak bu bağımsızlık, üst yargı organlarının veya AYM'nin bağlayıcı kararlarına uymama serbestisi tanımaz. Aksine, m.138/4, yargı organlarının AYM kararlarına uymak zorunda olduğunu ima eder. İlk derece mahkemesinin, AYM'nin 'hak ihlali' kararını, 'yetki aşımı' ve 'dolaylı norm denetimi' yaptığı gerekçeleriyle uygulamaması, AYM'nin anayasal konumunu ve kararlarının bağlayıcılığını tanımamak anlamına gelir. Bu, Anayasa'nın üstünlüğü ilkesini (m.11) ve normlar hiyerarşisini temelden sarsan, yargı organları arasında bir yetki çatışması ve kaos yaratan, hukuk güvenliğini ortadan kaldıran bir durumdur (sen.av.tr/tr/makale/yasama-dokunulmazligi-hakkinda-bazi-sorunlar).