TCK m. 160 (Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf) suçu ile TCK m. 157 (Dolandırıcılık) suçunun, bir kurumdan yanlışlıkla veya hile olmaksızın fazla ödeme alan bir kişinin bu parayı iade etmemesi durumunda nasıl ayırt edileceğini açıklayınız.
Bu iki suç arasındaki ayrım, failin eyleminin niteliğine göre yapılır. Dolandırıcılık (TCK m. 157) suçunun oluşması için, failin 'hileli davranışlarla' mağduru aldatarak menfaat temin etmesi gerekir. Yani, failin aktif bir aldatma eylemiyle hataya neden olması şarttır. TCK m. 160'ta ise, eşya (para dahil) failin hilesi olmaksızın, tamamen bir 'hata sonucu' ele geçmiştir. Failin suçu, bu hatayı fark ettiği halde iade etmeyerek malik gibi tasarrufta bulunmasıyla oluşur. Örneğin, SGK'nın, sanığın herhangi bir hileli davranışı olmaksızın, kendi sistemindeki bir yanlışlık nedeniyle dul aylığını kesmeyip ödemeye devam etmesi ve sanığın da bu durumu bilerek parayı çekip harcaması halinde, eylem dolandırıcılık değil, 'hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf' suçunu oluşturur. Çünkü sanık, kurumu hileyle aldatmamış, kurumun hatasından faydalanmıştır (Y15CD, K.2014/751) (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).