Bir emniyet personelinin branştan çıkarılmasına ilişkin idari işlemin iptali davasında, davalı idarenin savunmasında 'personelin herhangi bir özlük hakkı kaybına uğramadığı, asli görevine devam ettiği' şeklindeki bir argüman, mahkeme tarafından nasıl değerlendirilmelidir?
Bu argüman, mahkeme tarafından genellikle kabul görmez ve işlemin hukuka uygunluğunu kanıtlamaya yetmez. Branştan çıkarma, her ne kadar personelin memuriyet statüsünü sona erdirmese de, önemli sonuçları olan bir idari işlemdir. Davalı idarenin bu savunması birkaç yönden zayıftır: 1) **Mali Kayıplar:** Birçok branş (Özel Harekat, KOM vb.), genel hizmet statüsüne göre daha yüksek ek gösterge, tazminat veya diğer mali haklar içerir. Branştan çıkarılma, bu mali hakların kaybına yol açarak personelin gelirinde somut bir azalmaya neden olur. 2) **Statü ve Kariyer Kaybı:** Branşlı personel olmak, bir uzmanlık ve kariyer yolunu ifade eder. Bu statüden çıkarılmak, personelin mesleki kariyer planlamasını ve ilerlemesini olumsuz etkiler. 3) **Manevi Etki:** Kişinin uzmanlaştığı bir alandan alınarak genel hizmete verilmesi, motivasyonunu ve mesleki tatminini olumsuz etkileyebilir. Mahkeme, işlemin sadece memuriyetin devam edip etmediğine değil, davacının hak ve menfaatlerinde yarattığı bu somut ve olumsuz değişikliklere bakar. Dolayısıyla, idarenin işlemin hukuki sebebini (Yönetmelik m.10'daki şartlar) somut olarak ortaya koyması gerekir; 'özlük hakkı kaybı yok' savunması yetersizdir (Ankara 8. İdare Mahkemesi E. 2024/...) (kadimhukuk.com.tr/makale/branstan-cikarma-islemi-iptal-davasi/).