Kişisel verilerin korunması hakkının, TCK'da düzenlenen suçlar (m.135-138) açısından 'taksirle' işlenmesi neden mümkün değildir? Bu durumun, kişisel verileri korumakla yükümlü olanların sorumluluğu açısından yarattığı boşluğu ve bu boşluğun nasıl doldurulabileceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137264

TCK m.135-138'de düzenlenen kişisel verilere ilişkin suçların taksirle işlenmesi mümkün değildir. Çünkü Türk Ceza Hukukunda temel kusurluluk şekli 'kast'tır. Bir fiilin taksirli halinin cezalandırılabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir (TCK m.22/1). Kişisel verilere ilişkin suçlarda kanun koyucu taksirli bir sorumluluk hali öngörmemiştir. Bu durum, özellikle kişisel verileri işleyen, saklayan ve korumakla yükümlü olan kamu görevlileri veya özel sektör çalışanları açısından önemli bir hukuki boşluk yaratmaktadır. Bu kişiler, görevlerinde tedbirsiz, dikkatsiz veya özensiz davranarak (taksirle) kişisel verilerin sızmasına veya hukuka aykırı olarak ele geçirilmesine neden olurlarsa, mevcut düzenlemeye göre cezai sorumlulukları doğmamaktadır. Makalede de belirtildiği gibi, bu bir eksikliktir. Bu boşluğun doldurulması için, kanun koyucunun, görevleri gereği kişisel verileri elinde bulunduranların bu verileri koruma yükümlülüğüne aykırı taksirli davranışlarını cezalandıran özel bir suç tipi ihdas etmesi gerekmektedir (sen.av.tr/tr/makale/kisisel-verilerin-kaydedilmesi).