Hayvanlarını otlatırken dere kenarında bulduğunu iddia ettiği bir motosikleti tamir ettirip kullanan sanığın eyleminin, TCK m. 141 (hırsızlık) suçu yerine TCK m. 160 (kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf) suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediğini, ispat hukuku ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137256

Bu durumda eylemin vasıflandırılması, sanığın motosikleti nasıl ele geçirdiğinin ispatına bağlıdır. Hırsızlık suçu, başkasının zilyetliğindeki malın rıza dışı alınmasını gerektirir. TCK m. 160 ise malikin zilyetliğinden çıkmış (kaybedilmiş) bir eşyanın bulunarak iade edilmemesini suç sayar. Olayda, motosikletin belirli bir tarihte çalındığı sabit olsa da, sanığın bu hırsızlık fiilini işlediğine dair, motosikletin kullanımında yakalanması dışında kesin ve inandırıcı bir delil yoksa ve sanık istikrarlı bir şekilde motoru bulduğunu savunuyorsa, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi devreye girer. Hırsızlık suçunun sübut bulduğuna dair her türlü şüpheden uzak bir delil bulunmadığında, sanığın savunmasının aksi kanıtlanamadığı için, eyleminin hırsızlık değil, TCK m. 160'ta düzenlenen kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf suçu kapsamında değerlendirilmesi ve buna göre bir hüküm kurulması gerekir. Sanığın hırsızlık suçundan doğrudan mahkum edilmesi, ispat yükü ve şüphenin yorumlanması kurallarına aykırı olur (Yargıtay 2. CD, E. 2013/11338, K. 2014/3388) (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).