TCK m. 302 (Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma) suçunun manevi unsuru olan 'amaç' (saik), yargılamada nasıl tespit edilir? Yargıtay'ın bu suçu bir 'amaç suç' olarak kabul etmesinin, sanığın eylemlerinin değerlendirilmesindeki önemi nedir?
TCK m. 302, özel kast ile işlenebilen bir 'amaç suç'tur. Failin fiili, maddede sayılan dört amaçtan (ülke toprağını ayırmak, bağımsızlığı zayıflatmak vb.) birine yönelik olmalıdır. Bu özel amaç (saik), suçun manevi unsurunun temelini oluşturur. Yargılamada sanığın saiki; eylemin işleniş biçimi, kullanılan araçlar, eylemin yapıldığı yer ve zaman (örn. örgüt için sembolik bir tarih), eylem sonrası yapılan açıklamalar, sanığın örgütsel konumu ve varsa örgütten aldığı talimatlar gibi dışa yansıyan olgulardan ve somut delillerden hareketle tespit edilmeye çalışılır. Sanığın sırf siyasi faaliyetler çerçevesinde hareket etmesi, bu özel kastın varlığı için yeterli değildir. Eylemlerin, birbiriyle nedensellik bağı içinde, gittikçe ağırlaşan ve nihai olarak devleti bölme amacına hizmet eden bir yönde ilerlemesi gerekir. Yargıtay'ın bu suçu bir 'amaç suç' olarak nitelemesi, her vahim eylemin otomatik olarak bu suçu oluşturmayacağını, eylemin arkasındaki bu özel kastın şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini vurgular (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde.html).