TCK m.160'ta düzenlenen suçun manevi unsuru (kast) açısından, failin bulduğu veya hata sonucu ele geçirdiği eşyanın 'sahibinin bilinen' bir mal olması ne ifade eder?
TCK m.160'taki suçun manevi unsuru, failin eşyanın 'kaybedilmiş' veya 'hata sonucu ele geçirilmiş' olduğunu bilerek ve iade etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunma kastıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, 'sahibi bilinen mal kaybolmuş mal sayılmaz'. Eğer fail, ele geçirdiği eşyanın kime ait olduğunu biliyorsa veya basit bir araştırma ile öğrenebilecek durumdaysa, bu eşya 'kaybedilmiş' değil, sahibinin zilyetliği devam eden bir eşya olarak kabul edilir. Bu durumda, failin eşyayı iade etmeyip alması, TCK m.160'ı değil, şartları varsa hırsızlık (TCK m.141) veya güveni kötüye kullanma (TCK m.155) suçlarını oluşturur. Örneğin, bir otobüste koltukta unutulan ve kime ait olduğu muavin tarafından bilinen bir çantayı alan yolcunun eylemi TCK m.160 kapsamında değerlendirilemez. Suçun oluşabilmesi için failin, malın sahibinin kim olduğunu bilmemesi ve malın sahibinin tasarruf alanı dışına çıkmış olması gerekir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).