Yargıtay bozma kararı üzerine yerel mahkemenin direnme kararı vermesi, sanık lehine oluşan 'usuli kazanılmış hak' ilkesini etkiler mi? Örneğin, Yargıtay'ın sadece sanık lehine yaptığı bir bozmaya, Cumhuriyet savcısının temyizi olmamasına rağmen yerel mahkemenin direnerek sanık aleyhine bir sonuç yaratması mümkün müdür?
Hayır, mümkün değildir. 'Usuli kazanılmış hak' ilkesi, bir mahkemenin veya Yargıtay'ın verdiği bir kararla, taraflardan biri lehine oluşan ve artık aleyhe değiştirilemeyecek olan usuli durumu ifade eder. Eğer bir dava dosyası sadece sanık tarafından temyiz edilmişse ve Yargıtay sanık lehine bir bozma kararı vermişse, bu bozma kararı sanık lehine bir usuli kazanılmış hak oluşturur. Yerel mahkeme bu bozmaya dirense bile, direnmek suretiyle vereceği yeni kararda, sanığın önceki durumundan daha aleyhine bir sonuca hükmedemez. Çünkü aleyhe temyiz (Cumhuriyet savcısı veya katılan tarafından) yoktur. Direnme hakkı, mahkemenin kendi hukuki görüşünü savunması anlamına gelir, ancak bu hak, tarafların usuli kazanılmış haklarını ihlal edecek şekilde kullanılamaz. Aksi bir durum, sanığın temyiz hakkını kullanması nedeniyle daha ağır bir ceza ile karşılaşması anlamına gelir ki bu, hak arama özgürlüğünü engeller (sen.av.tr/tr/makale/direnme-kararlarinda-izlenecek-usul).