OHAL Komisyonu'nun, ihraç kararlarına dayanak olarak gösterdiği 'ihraç kriterlerinin' hiçbirisinin yürürlükteki kamu personel mevzuatında bir disiplin suçu olarak tanımlanmamasının hukuki sonucu nedir? Bu durum, 'idari işlemin sebep unsuru' açısından nasıl bir sakatlık yaratır?
Bu durum, idari işlemin 'sebep' unsurunda açık bir hukuka aykırılık (sakatlık) yaratır. İdare hukukunda her idari işlemin hukuka uygun bir sebebe dayanması zorunludur. Kamu görevinden çıkarma gibi ağır bir disiplin cezası için bu sebebin, kanunlarda veya ilgili mevzuatta açıkça tanımlanmış bir disiplin suçu olması gerekir. Makalede belirtildiği gibi, Bankasya'ya para yatırma, belirli bir sendikaya üye olma, çocuğunu belirli bir okula gönderme gibi 'ihraç kriterleri', 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu veya diğer personel kanunlarında bir disiplin suçu olarak tanımlanmamıştır. Dolayısıyla, hukuken bir suç veya kabahat teşkil etmeyen bu eylemlere dayanılarak verilen bir ihraç kararı, hukuki dayanaktan yoksun, yani 'sebep unsuru' yönünden sakattır. İptal davasında mahkemenin, işlemin bu temel unsur yönünden hukuka aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi gerekir. Bu durum aynı zamanda 'kanunilik' ve 'belirlilik' ilkelerinin de ihlalidir (kadimhukuk.com.tr/makale/ohal-komisyonu-kararina-itiraz-avukat/).