Bir kimsenin, terör örgütü lideri hakkında 'sayın' ifadesini kullanması eyleminin, TCK m. 215 (suçu ve suçluyu övme) suçu açısından değerlendirilmesinde, AİHS m. 10 (ifade özgürlüğü) ve AİHM içtihatları nasıl bir rol oynar? Yargıtay 8. CD'nin 2018/5877 K. sayılı kararını bu bağlamda analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137236

Yargıtay, bu tür ifadelerin değerlendirilmesinde AİHS m. 10 ve AİHM içtihatlarını doğrudan dikkate almaktadır. Anayasa'nın 90/5. maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir ve kanunlarla çelişmesi halinde sözleşme hükümleri esas alınır. AİHM, ifade özgürlüğünün sadece hoşa giden değil, aynı zamanda 'rahatsız edici, şok edici ve endişe verici' düşünceleri de koruduğunu belirtir. İfade özgürlüğünün kısıtlanabileceği istisnai durumlar ise 'şiddete teşvik' ve 'nefret söylemi'dir. Yargıtay 8. CD'nin ilgili kararında, hükümlülerin dilekçelerinde terör örgütü lideri için 'Sayın Abdullah Öcalan' ifadesini kullanmalarının, şiddeti, silahlı direnmeyi veya isyanı teşvik eden, işlenmiş bir suçu veya kişiyi bu suçtan dolayı öven bir nitelik taşımadığı, sadece kişisel bir değer yargısını ve kanaati açıkladığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, AİHM içtihatları da gözetilerek eylemin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı ve TCK m. 215'teki suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat verilmesi gerektiğine hükmetmiştir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sucu-ve-sucluyu-ovme-sucunun-cezasi.html).