6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden önce açılmış bir davada, mahkemenin 'yargı yolu caiz olmadığı' gerekçesiyle verdiği karara karşı muhalefet şerhi yazan üyenin, HMK Geçici Madde 1'e dayanarak 'yargı yolunun caiz olması'nın bir dava şartı olarak bu davada uygulanamayacağı yönündeki argümanını açıklayınız.
Muhalif üyenin argümanı, kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel ilkelere dayanmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesi 'yargı yolunun caiz olmasını' bir dava şartı olarak düzenlemiştir. Ancak dava, HMK yürürlüğe girmeden önce, 1086 sayılı HUMK döneminde açılmıştır. HMK'nın 448. maddesi, kanun hükümlerinin 'tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağını' belirtir. Ancak HMK'nın Geçici 1. maddesi, bu genel kurala bir istisna getirerek, HMK'nın 'yargı yolu ve göreve ilişkin hükümlerinin', kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış davalarda uygulanmayacağını açıkça belirtmiştir. Muhalif üyeye göre, 'yargı yolunun caiz olması' da yargı yoluna ilişkin bir hüküm olduğundan, bu istisna kapsamında kalır. Dolayısıyla, HUMK döneminde açılan bu davada, HMK'da yeni getirilen bu dava şartına dayanılarak karar verilemez. Mahkemenin, davanın açıldığı tarihteki usul kanununa göre karar vermesi, yani dava dilekçesini yargı yolu yönünden reddetmesi gerekirdi. Bu görüş, kanunların geriye yürümezliği ve usulde kazanılmış hakların korunması ilkeleriyle de uyumludur (Yargıtay 22. HD, E. 2014/538, K. 2014/396 - Muhalefet Şerhi) (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-450-yururlukten-kaldirilan-hukumler.html).