Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ölen eşinden dolayı dul aylığı alan bir kişinin, yeniden evlendiği halde bu durumu kuruma bildirmeyerek aylık almaya devam etmesi eyleminin, Yargıtay tarafından neden TCK m.158/1-e (kamu kurumu zararına dolandırıcılık) kapsamında değerlendirilmediğini, kurumun denetim yükümlülüğü ve 'hile' unsurunun niteliği açısından açıklayınız.
Yargıtay, bu tür olaylarda genellikle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına karar vermektedir. Bunun temel iki nedeni vardır: 1) **Hile Unsurunun Yetersizliği:** Dolandırıcılık suçundaki hilenin, mağdurun denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekir. SGK'nın, nüfus kayıtları (MERNİS) üzerinden kişilerin medeni durumlarını periyodik olarak kontrol etme hem yetkisi hem de yasal yükümlülüğü bulunmaktadır. Sanığın sadece evlendiğini bildirmemesi şeklindeki pasif davranışı, kurumun basit bir sorgulama ile ortaya çıkarabileceği bu durum karşısında, aldatma kabiliyeti yüksek, nitelikli bir hile olarak kabul edilmemektedir. 2) **Kamu Zararının Niteliği:** Kurum, bu tür yersiz ödemeleri 5510 sayılı Kanun uyarınca her zaman geri alma ve tahsil etme imkanına sahiptir. Bu nedenle, olayın bir kamu zararına yol açmaktan çok, tahsili gereken bir kamu alacağı yarattığı kabul edilmektedir. Bu gerekçelerle, suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Ancak Yargıtay'ın farklı kararları da bulunmakta, bazı durumlarda eylemin TCK m.160 (hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf) suçunu oluşturabileceği değerlendirilmektedir (Y15CD, K. 2014/751) (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).