Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ceza dairesinin, ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırıp kendisi duruşma açarak mahkumiyet kararı vermesi ile ilk derece mahkemesinin beraat kararını 'mahkumiyet verilmesi gerektiği' gerekçesiyle bozarak dosyayı geri göndermesi arasında, sanığın 'temyiz hakkı' açısından ne gibi bir fark ortaya çıkmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137217

Bu iki farklı usul, sanığın temyiz hakkı açısından çok önemli bir fark yaratır. 1) Eğer BAM, beraat kararını kaldırıp kendisi duruşma açar ve örneğin 5 yıl veya daha fazla hapis cezası içeren bir mahkumiyet kararı verirse, bu karar CMK m. 286/1 uyarınca temyize tabidir. Sanık, bu karara karşı Yargıtay'a başvurma hakkına sahip olur. 2) Eğer BAM, beraat kararını 'mahkumiyet verilmesi gerektiği' gibi hukuka aykırı bir gerekçeyle bozar ve dosyayı geri gönderirse, ilk derece mahkemesi 'direnme yasağı' (CMK m. 284) nedeniyle bu bozmaya uymak zorunda kalabilir. Mahkeme, bu baskı altında örneğin 4 yıl hapis cezası verirse ve bu karar tekrar BAM'a gittiğinde onanırsa, 5 yılın altında kaldığı için bu karar temyize kapalı olacaktır (CMK m. 286/2-a). Böylece BAM'ın hukuka aykırı bozma kararı, sanığın potansiyel temyiz hakkını dolaylı yoldan ortadan kaldıran bir sonuca yol açmış olur. Bu durum, istinafın bozma yetkisinin sınırlarının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir (sen.av.tr/tr/makale/istinaf-bozma-kararlarinin-kesinligi-ve-kararlara-direnme-yasaginin-siniri).