TCK m. 302'deki 'Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma' suçunun, bir 'kalkışma suçu' olarak nitelendirilmesinin, suçun tamamlanma anı ve teşebbüs hükümleri açısından doğurduğu sonuçlar nelerdir?
Bu suçun bir 'kalkışma suçu' olması, suçun tamamlanması için maddede belirtilen neticelerin (ülkenin bölünmesi, bağımsızlığın zayıflaması vb.) gerçekleşmesinin aranmadığı anlamına gelir. Suç, bu neticelere yönelik 'elverişli' ve 'cebri' icra hareketlerinin yapılmasıyla tamamlanmış sayılır. Yani, suç bir 'tehlike suçu'dur ve kanun koyucu, korunan hukuki değere yönelik tehlikenin yaratılmasını dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırmaktadır. Bu niteliğin en önemli sonucu, bu suça teşebbüsün kural olarak mümkün olmamasıdır. Çünkü teşebbüs için aranan asgari icra hareketleri, zaten suçun tamamlanması için yeterli kabul edilmektedir. Eylem ya hazırlık hareketi aşamasındadır ve cezalandırılmaz ya da elverişli icra hareketi aşamasına geçmiştir ve bu durumda suç zaten tamamlanmıştır. Arada bir teşebbüs aşaması kalmamaktadır (CGK-K.2020/180) (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde.html).