YCGK'nın 2/10/2024 tarihli kararı öncesindeki Yargıtay uygulamasında, sahte fatura düzenleme ve kullanma suçları neden 'birbirinden ayrı ve bağımsız' suçlar olarak kabul ediliyordu? Bu eski yaklaşımın temelindeki mantığı ve yeni içtihatla terk edilme gerekçesini açıklayınız.
YCGK'nın yeni kararı öncesindeki uygulamada, sahte fatura düzenleme ve kullanma fiilleri iki ayrı ve bağımsız suç olarak kabul ediliyordu. Bu yaklaşımın temelinde, suçların hareket unsurlarının farklı olduğu düşüncesi yatıyordu. 'Düzenleme' fiili, bir sahtecilik eylemiyle belgenin yaratılmasını ifade ederken; 'kullanma' fiili, bu sahte belgenin vergi matrahını azaltmak gibi bir amaçla vergi idaresine sunulmasını ifade ediyordu. Bu yoruma göre, bir fail kendi düzenlediği faturayı kullanırsa tek suç (düzenleme), başkasının düzenlediği faturayı kullanırsa ayrı bir suç (kullanma) işlemiş oluyordu. YCGK, 2/10/2024 tarihli kararıyla bu yaklaşımı terk etmiştir. Terk gerekçesi, VUK m.359/b'nin 'veya' bağlacıyla düzenlenmiş, tek bir 'vergi kaçakçılığı' suçunu tanımlayan 'seçimlik hareketli' bir suç olmasıdır. YCGK'ya göre, korunan hukuki değer vergi gelirleri olup, bu amaca hizmet eden sahte faturaların kimin tarafından düzenlendiğinin, suçun bütünlüğü açısından bir önemi yoktur. Aksi yorumun, 'maddi konunun ayniyeti' ilkesini dar yorumlayarak kanunun amacını aşan, orantısız bir cezalandırmaya yol açacağı belirtilmiştir (or.av.tr/sahte-fatura-duzenleme-ve-kullanma-suclari-vergi-usul-kanunu-m-359/).