TCK m.158/1-e'de düzenlenen 'Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık' suçunun oluşabilmesi için, hileli davranışın kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte olması şart mıdır? Kurumun denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, suçun oluşumunu etkiler mi?
TCK m.158/1-e'deki suçun oluşması için failin hileli davranışlarla kamu kurumunu aldatarak bir zarar vermesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eğer kamu kurumunun mevzuat gereği sunulan bilgi ve belgeleri denetleme, araştırma ve teyit etme yükümlülüğü varsa ve bu denetimle hile kolayca ortaya çıkarılabilecekse, dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmaz. Başka bir deyişle, failin hilesinin, kurumun bu denetim mekanizmasını aşacak, onu etkisiz kılacak yoğunluk ve ustalıkta olması aranır. Örneğin, sahte belgelerle fiili çalışma olmaksızın SGK'dan prim yatırılması olaylarında, SGK'nın işyerini ve bildirgeleri denetleme yetkisi her zaman bulunduğundan, basit bir denetimle ortaya çıkarılabilecek bu durumda Yargıtay genellikle suçun unsurlarının oluşmadığı yönünde karar vermektedir (Yargıtay 11.CD, E.2021/29835, K.2023/4061). Ancak, failin sunduğu belgeler kurumun denetimini imkansız kılacak veya zorlaştıracak nitelikte ise suç oluşur (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).