Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa m.83/2'de atıf yapılan Anayasa m.14 kapsamındaki durumların 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' taşımadığı, bu nedenle 'kanunilik' ilkesine (Anayasa m.13) aykırı olduğu yönündeki çoğunluk görüşünü ve bu görüşe karşı ileri sürülen 'yetki aşımı' ve 'dolaylı norm denetimi' eleştirilerini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137192

Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvuru kararlarında (örn. Can Atalay kararı), Anayasa m.14'ün kapsamının (Devletin bütünlüğünü bozma, laik Cumhuriyeti ortadan kaldırma amacı) belirsiz olduğunu, hangi suçların bu kapsama girdiğinin kanunla açıkça düzenlenmediğini, bu durumun yargı organlarının takdirine bırakıldığını belirtmektedir. AYM'ye göre bu belirsizlik, temel hakları sınırlamanın ön şartı olan 'kanunilik' ilkesine (Anayasa m.13) aykırıdır ve seçilme hakkını (Anayasa m.67) ihlal etmektedir. Bu, AYM'nin çoğunluk görüşüdür. Karşı oy görüşleri ise bu yaklaşıma iki temel eleştiri getirir: 1) **Yetki Aşımı:** AYM'nin görevi kanunların Anayasaya uygunluğunu denetlemektir; bir Anayasa hükmünün (m.14) başka bir Anayasa hükmüne (m.13) aykırılığını denetleme yetkisi yoktur. 2) **Dolaylı Norm Denetimi:** AYM, bireysel başvuru yoluyla bir Anayasa hükmünün uygulanmasından doğan ihlal kararı verirken, esasen o Anayasa hükmünün kendisinin Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varmakta ve soyut norm denetiminde yapamayacağı bir denetimi dolaylı yoldan yapmış olmaktadır. Bu eleştirilere göre AYM, Anayasa hükmünü iptal edemese de, ihlal kararı vererek onu işlevsiz kılmakta ve yetkisini aşmaktadır (sen.av.tr/tr/makale/yasama-dokunulmazligi-hakkinda-bazi-sorunlar).