TCK m. 160'ta düzenlenen 'Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf' suçu ile TCK m. 141'de düzenlenen 'Hırsızlık' suçu arasındaki temel ayırt edici unsur nedir? Bir lokantada unutulan cep telefonunu alan kişinin eyleminin hukuki vasfı nasıl belirlenir?
Bu iki suç arasındaki temel fark, eşyanın fail tarafından ele geçirildiği andaki 'zilyetlik' durumudur. Hırsızlık suçunun (TCK m. 141) oluşabilmesi için, malın başkasının 'zilyetliğinde' iken, zilyedin rızası olmadan alınması gerekir. TCK m. 160'taki suçun oluşması için ise eşyanın, kaybedilmiş olması veya bir hata sonucu, malikinin 'zilyetliğinden çıkmış' olması ve failin bu eşyayı iade etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunması gerekir. Bir lokantada masada unutulan cep telefonu örneğinde, malik mekandan ayrılmış olsa dahi, eşya hala onun egemenlik ve denetim alanı içinde sayıldığından zilyetlik devam etmektedir. Katılanın çok kısa bir süre sonra geri dönmesi gibi durumlarda, failin telefonun sahibini bildiği veya kolayca bulabileceği kabul edilir. Bu nedenle, masada unutulan telefonu alan kişinin eylemi, zilyetliğe karşı işlendiğinden TCK m. 160 değil, TCK m. 141 (hırsızlık) kapsamında değerlendirilir. (Bkz. Yargıtay 2. CD, E. 2014/11077, K. 2015/13776). Eğer eşya, sahibi tarafından nerede olduğu bilinmeyecek şekilde ve denetim alanı dışında kaybedilmişse (örn. yolda düşürülmüşse), bu durumda bulan kişinin iade etmeyip sahiplenmesi TCK m. 160'ı oluşturur (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).