Yargıtay bozma kararı üzerine yerel mahkemenin 'direnme kararı' vermesi durumunda izlenmesi gereken usul nedir? CMK m.307 ve m.216'nın bu süreçteki rolünü ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) bu konudaki içtihatlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137167

Uygulamada yerel mahkemeler, direnme kararı verirken genellikle sadece CMK m.307 uyarınca taraflara 'bozmaya karşı diyeceklerini' sormakla yetinmektedir. Ancak YCGK'nın 24.03.2022 tarihli kararı gibi yerleşik içtihatlarına göre bu usul eksiktir ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Direnme kararı da esasa ilişkin bir hüküm olduğundan, CMK m.307'deki beyanlar alındıktan sonra, CMK m.216'da düzenlenen 'delillerin tartışılması' aşamasının tam olarak uygulanması gerekir. Buna göre; sırasıyla katılana, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine söz verilmeli, tarafların birbirlerinin beyanlarına cevap verme hakkı tanınmalı ve son söz sanığa verilerek hüküm kurulmalıdır. Sadece CMK m.307'yi uygulayıp doğrudan hüküm kurmak veya savcının mütalaasından sonra sanık/müdafiine söz vermemek hukuka aykırıdır (sen.av.tr/tr/makale/direnme-kararlarinda-izlenecek-usul).