Kamu görevinden ihraçlarda 'kurum kanaati', 'sosyal medya paylaşımları', 'Bankasya hesabı' gibi kriterlerin kullanılmasının hukuka uygunluğunu, masumiyet karinesi ve cezaların şahsiliği ilkeleri bağlamında tartışınız. İptal davasında bu tür kriterlere karşı nasıl bir savunma stratejisi izlenmelidir?
Kamu görevinden ihraçlarda kullanılan 'kurum kanaati', 'Bankasya hesabı', 'yakın çevrenin durumu', 'sosyal medya paylaşımları' gibi kriterlerin birçoğu, tek başlarına ve somut delillerle desteklenmedikçe hukuka aykırıdır. Bu kriterler, kişisel ve sosyal ilişkilerin sübjektif değerlendirilmesine dayanmakta olup, yasalarda tanımlanmış bir disiplin suçu veya ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmemektedir. Bu durum, 'kanunilik' ilkesini ihlal eder. Ayrıca, bir kişinin yakın çevresinin eylemleri nedeniyle cezalandırılması 'cezaların şahsiliği' ilkesine, somut bir suç isnadı ve kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmaksızın terör örgütüyle irtibatlı kabul edilmesi ise 'masumiyet karinesi'ne aykırıdır. İptal davasında, bu kriterlerin sübjektifliği ve hukuki dayanaktan yoksunluğu vurgulanmalıdır. Örneğin, kapatılan bir okula çocuğunu gönderen bir memurun, okulun o dönemde devlet izniyle faaliyet gösterdiğini, tercih sebebinin okulun konumu veya eğitim kalitesi gibi objektif nedenlere dayandığını belirtmesi gerekir. Devletin denetim sorumluluğunu yerine getirmemesinin faturasının vatandaşa kesilemeyeceği savunulmalıdır. Her kriter, somut olayın koşulları içinde ve hukuki ilkeler çerçevesinde çürütülmelidir (kadimhukuk.com.tr/makale/ohal-komisyonu-kararina-itiraz-avukat/).