Bir sanığın, olaydan uzun bir süre sonra, hırsızlık suçuna konu olduğu iddia edilen bir malı (örneğin motosiklet) kullanırken yakalanmasının, TCK m. 165'te düzenlenen 'suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi' suçu açısından bir karine oluşturup oluşturmayacağını, bu suçun manevi unsuru olan 'suçtan elde edildiğini bilme' şartı açısından tartışınız.
Bir malın çalıntı olduğunun bilinmesine rağmen satın alınması veya kabul edilmesi, TCK m. 165'teki suçu oluşturur. Bu suçun manevi unsuru, failin, malın bir suçtan (hırsızlık, dolandırıcılık vb.) elde edildiğini 'bilerek' hareket etmesidir. Olası kast bu suç için yeterli değildir. Bir kişinin, hırsızlık olayından uzun bir süre sonra, suça konu malı kullanırken yakalanması, tek başına TCK m. 165'in manevi unsurunun gerçekleştiğine dair kesin bir kanıt değildir. Ancak bu durum, suçun işlendiğine dair bir 'karine' veya 'şüphe' oluşturur ve araştırılması gerekir. Mahkeme, bu durumda şu hususları değerlendirmelidir: **1) Malın Niteliği ve Değeri:** Malın piyasa değerinin çok altında bir fiyata alınıp alınmadığı. **2) Satın Alma Koşulları:** Malın, normal bir ticari ortamda mı (mağaza, dükkan), yoksa gayriresmi ve şüpheli bir şekilde mi (sokakta, tanınmayan birinden belgesiz vb.) alındığı. **3) Sanığın Durumu:** Sanığın, malın menşeini sorgulayıp sorgulamadığı, fatura veya belge isteyip istemediği. Eğer sanık, malı piyasa değerinin çok altında, şüpheli bir kişiden, belgesiz bir şekilde satın almışsa, bu durumlar onun malın suçtan elde edildiğini 'bildiğine' veya en azından bilmesi gerektiğine dair güçlü birer emare oluşturur. Ancak sanık, makul bir fiyata, görünüşte meşru bir satıcıdan aldığını ve durumdan şüphelenmediğini makul gerekçelerle açıklayabiliyorsa, 'bilme' unsuru ispatlanamadığı için suç oluşmaz (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html, Yargıtay 2. CD, 2014/3388 K. kararı temelinde).