Bir kamu görevlisi olan öğretmenin, fiilen derse girmediği halde girmiş gibi göstererek haksız yere ek ders ücreti alması eyleminde, 'devam çizelgesinin kim tarafından hangi yasal dayanakla, neye göre doldurulduğunun ve eksiksiz bir şekilde tutulup tutulmadığının şüpheli olması' durumunun, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının sübutu üzerindeki etkisini, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi açısından Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2023/2363 K. sayılı kararı temelinde analiz ediniz.
Ceza yargılamasında mahkumiyet, şüpheye dayandırılamaz. Yargıtay'ın ilgili kararında, sanığın mahkumiyetine dayanak yapılan temel delil olan 'devam çizelgesi'nin kendisinin güvenilirliği ve ispat gücü sorgulanmaktadır. Eğer bir okulda, devam çizelgeleri objektif bir kontrol mekanizması olmaksızın, usulüne uygun ve eksiksiz bir şekilde tutulmuyorsa, bu çizelge tek başına bir öğretmenin belirli bir gün derse girip girmediğine dair kesin ve şüpheden uzak bir kanıt oluşturmaz. Kararda belirtildiği gibi; çizelgenin kim tarafından, neye göre doldurulduğunun belirsiz olması, tüm öğretmenler tarafından topluca imzalanması gibi usulsüzlükler, bu delilin güvenilirliğini sarsar. Bu durumda, tanık beyanları gibi diğer deliller de subjektif ve çelişkili ise, sanığın derse girmediği ve haksız menfaat temin ettiği hususunda aşılamayan bir şüphe ortaya çıkar. 'Şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, bu şüphe sanık lehine yorumlanmalı ve hem dolandırıcılık hem de resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatine karar verilmelidir. Mahkumiyet için, isnat edilen fiilin, güvenilir ve objektif delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).