TCK m. 160'da düzenlenen suçun, 'eşyadan malik gibi tasarrufta bulunma' unsurunu, bu suçun bir 'ihmali suç' mu yoksa bir 'icrai suç' mu olduğu tartışması üzerinden analiz ediniz. Failin, bulduğu eşyayı 'iade etmemesi veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmemesi'nin ihmali bir davranış olmasına rağmen, suçun tamamlanması için neden aktif bir 'tasarruf' eyleminin arandığını açıklayınız.
TCK m. 160'taki suç, karma nitelikli bir yapıya sahiptir. Suçun temelinde, failin 'iade etme' veya 'haberdar etme' şeklindeki hukuki yükümlülüğünü yerine getirmemesi, yani bir 'ihmal' yatar. Ancak kanun koyucu, suçu sadece bu ihmale bağlamamıştır. Suçun tamamlanması için, bu ihmali davranışa ek olarak, failin aktif, 'icrai' bir hareketle, yani bulduğu 'eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunması'nı aramıştır. Bu, suçu saf bir ihmali suç olmaktan çıkarır. 'Malik gibi tasarrufta bulunmak', eşyayı satmak, kiraya vermek, bir başkasına hediye etmek, kendi kişisel eşyası gibi sürekli kullanmak veya şeklini değiştirmek gibi, sadece malikin yapabileceği fiilleri ifade eder. Failin, bulduğu bir telefonu sadece cebinde tutması veya evine götürüp bir kenara koyması, henüz bu suçu oluşturmaz; bu, iade yükümlülüğünün ihmalidir. Suç, o telefonu satmaya çalıştığı, kendi sim kartını takıp kullanmaya başladığı veya bir başkasına verdiği anda tamamlanır. Kanun koyucu, failin zilyetliğindeki eşyayı sahiplenme yönündeki kastını, dış dünyaya yansıyan somut bir 'tasarruf' eylemiyle ispatlanmasını arayarak, suçun sınırlarını netleştirmek istemiştir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).