5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.289'da sayılan 'hukuka kesin aykırılık halleri'nin, kanun yolu denetimindeki rolünü ve bu hallerin varlığı durumunda kararın başka bir yönü incelenmeksizin 'mutlak surette' bozulmasının nedenini, 'adil yargılanma hakkı'nın temel güvenceleriyle ilişkilendirerek tartışınız.
CMK m.289'da sayılan hukuka kesin aykırılık halleri (mutlak bozma nedenleri), adil bir yargılamanın olmazsa olmaz koşullarını ve en temel güvencelerini ihlal eden, son derece ağır usuli hatalardır. Bu haller; mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi, görevsiz veya yetkisiz olması, savunma hakkının kısıtlanması, hükmün gerekçesiz olması gibi yargılamanın meşruiyetini temelden sarsan durumlardır. Kanun koyucu, bu tür hataların varlığı halinde, kararın esasına ilişkin diğer yönlerin (delillerin takdiri, suçun sübutu vb.) doğru olmasının bir anlamı kalmayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle, bu hallerden birinin varlığı tespit edildiğinde, kararın başka bir yönü incelenmeksizin 'mutlak surette' bozulması gerekir. Bu, bir 'usuli zorunluluk'tur. Bunun temel nedeni, bu hataların, Anayasa m.36 ve AİHS m.6'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın özünü zedeleyen ihlaller olmasıdır. Örneğin, savunma hakkı kısıtlanmış bir sanığın mahkumiyetine ilişkin kararın deliller açısından isabetli olup olmadığını tartışmak anlamsızdır, çünkü sanık kendisini etkin bir şekilde savunamamıştır. Bu kuralla, adil yargılanma hakkının temel standartlarına uyulması kesin bir şekilde güvence altına alınmak istenmiştir (sen.av.tr/tr/makale/istinaf-bozma-kararlarinin-kesinligi-ve-kararlara-direnme-yasaginin-siniri).