Bir sanığın eyleminin olası kastla işlendiği durumlarda, iştirak hükümlerinden sadece 'müşterek failliğin' (TCK m. 37) belirli koşullarda mümkün olabileceği, ancak 'yardım etme' (TCK m. 39) ve 'azmettirmenin' (TCK m. 38) mümkün olamayacağı yönündeki ayrımın hukuki mantığını, 'fiil üzerindeki hakimiyet' ve 'suça yönelik iradenin belirliliği' kriterleri üzerinden karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137149

Bu ayrımın temelinde, iştirak şekillerinin gerektirdiği manevi unsurun ve fiil ile olan bağın niteliğindeki farklılık yatar. **Yardım Etme ve Azmettirme (Şeriklik):** Bu iştirak şekilleri, 'belirli bir suçun işlenmesine' yönelik bir irade gerektirir. Azmettiren, faili 'belirli bir suçu' işlemeye karar verdirir. Yardım eden, 'işlenmesi kastedilen bir suça' maddi veya manevi destekte bulunur. Olası kastta ise, netice belirsizdir ve fail tarafından sadece öngörülüp kabullenilir; istenmez. Bu 'belirsizlik', şerikliğin gerektirdiği 'belirli suça yönelik irade' ile bağdaşmaz. Bir kişiyi, sonucu belirsiz bir eyleme azmettirmek veya yardım etmek, suçun manevi unsuru açısından mümkün değildir. **Müşterek Faillik:** Bu iştirak şeklinde ise önemli olan, 'fiil üzerindeki ortak hakimiyettir'. Failler, birlikte suç işleme kararıyla, suçun icra hareketlerini beraber gerçekleştirirler. Eğer müşterek failler, belirli bir fiili (örneğin bir eve ateş etme) işlemeye karar vermişlerse ve bu sırada birinin ölebileceğini öngörüp 'olursa olsun' diyerek eylemi birlikte icra etmişlerse, asıl fiil üzerindeki ortak hakimiyetleri kurulmuştur. Meydana gelen ölüm neticesi, bu ortak eylemin olası kast kapsamındaki bir sonucudur. Burada sorumluluk, belirsiz bir sonuca yönelik bir iştirak iradesinden değil, belirli bir fiilin icrasına yönelik ortak karardan ve bu fiilin öngörülen muhtemel sonucundan doğar. Bu nedenle, olası kastla işlenen suçlarda müşterek faillik, istisnai de olsa, mümkün kabul edilebilmektedir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/olasi-kastla-suca-tesebbus-istirak-ve-haksiz-tahrik.html).