Bir kişinin 'Öz yönetim çağrısı' yapmasının ardından, birçok il ve ilçede terör eylemlerinin meydana gelmesi durumunda, bu çağrı ile eylemler arasındaki 'organik bütünlük' ve 'nedensellik bağı'nın TCK m. 302 açısından nasıl kurulabileceğini, failin bu eylemlere 'müşterek fail' (TCK m. 37) veya 'yardım eden' (TCK m. 39) olarak iştirakinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini, Ceza Genel Kurulu'nun 2020/310 K. sayılı kararı ışığında analiz ediniz.
CGK'nın ilgili kararında, bu tür bir çağrının TCK m. 302'yi oluşturabilmesi için, çağrı ile sonrasında gelişen olaylar arasında bir 'nedensellik bağı' ve 'organik bütünlük' olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağ şu şekilde kurulur: Çağrının, örgüte müzahir sitelerden yapılan diğer çağrılarla eş zamanlı ve benzer içerikte olması, çağrının hemen ardından belirli yerlerde hendek kazma, mayın döşeme gibi organize ve sistematik terör eylemlerinin başlaması, bu eylemlerde örgüt mensuplarının ve örgütsel yöntemlerin kullanılması, çağrıyı yapan kişinin örgütle bağlantılı bir oluşum (Kent Meclisi) içinde etkili bir konumda olması. Tüm bu unsurlar birleştiğinde, çağrı tekil bir ifade özgürlüğü eylemi olmaktan çıkar ve TCK m. 302'deki amaç suça yönelik bir 'icra hareketi' haline gelir. Failin bu suça iştirakinin derecesi (müşterek faillik mi, yardım etme mi) ise, failin eylemlerin işlenişi üzerindeki hakimiyetine göre belirlenir. Eğer fail, eylemlerin planlanması veya yönetilmesinde etkin bir rol oynamışsa 'müşterek fail' (TCK m. 37), sadece eylemleri kolaylaştıran, cesaretlendiren bir katkı sunmuşsa 'yardım eden' (TCK m. 39) olarak sorumlu tutulabilir. CGK, bu değerlendirmenin Özel Dairece yapılması gerektiğini belirterek, iştirakin şeklinin somut olayın özelliklerine göre tayin edileceğine işaret etmiştir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde.html).